
Program içeriği
Kadının iş hayatına girişi dönem olarak Sanayi Devrimi sonrasına tekabül etmektedir. Kadınlar değişen çalışma koşulları, ekonomik kaygılar gibi nedenlere dayalı olarak günümüzde de aktif olarak çalışma hayatında yer almakta ve büyük katkılar sağlamaktadır. 1981’de yürürlük kazanan “Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” ile kadınların cinsiyetçi bir yaklaşımla ekonomik, sosyal ve kültürel ayrımcılıklara maruz kalması konusunda engelleyici çalışmalar yürütülse de günümüzde hala bu yaklaşımlardan muztarip çok fazla kadın çalışana da rastlanmaktadır.
İngilizcede glass ceiling olarak isimlendirilen Cam tavan kavramı 1970’li yıllarda Amerika’da “kadın çalışanların üst kademe yönetim kadrolarına erişmesine engelleme yönündeki örgütsel ve davranışsal önyargılardan kaynaklanmakta olan, görünmeyen, suni engelleri” ifade etmek amacıyla ortaya atılmıştır.Wall Street Journal’da 1986’da Schellhardt veHymowitz’ın “İş Hayatında Kadın” konusundaki söyleşisinde yer almasıyla kavramın işletmelere dair kullanımında artış yaşanmıştır.
Cam tavan kavramı, kadınların üst yönetim kademelerinde görev almasını önyargılar veya örgütsel kararlar neticesinde engelleyen görünmeyen suni engelleri tanımlayabilmek amacıyla kullanılan bir kavramdır. Bu görünmez engellerden hareketle “cam tavan” ismiyle ifade edilmektedir.
Cam tavan engelleri farklı olarak sınıflandırılsa da daha kapsamlı bir bakış açısı ile, örgütler çerçevesinde cam tavan oluşmasına yol açan faktörler, toplumsal, örgütsel ve bireysel, faktörler olarak gösterilmektedir.
Kadınların iş hayatında günümüzde daha fazla yer almaları, çalışma hayatına ve işletmelere dair yürütülen bilimsel çalışmalarda kadının yerini daha önemli hale getirmekle kalmayıp kadınların yaşadığı zorluklara istinaden daha fazla bulguya erişimi beraberinde getirmiştir. Araştırmalar, kadınların orta seviye yönetici pozisyonunda kişinin başarı ve becerilerinden bağımsız olarak durakladığını göstermektedir. Yönetim kademeleri bakımından bakıldığında kadın yöneticilerin üst yönetimde yer alma sayıları açısından olumsuz sayılabilecek sonuçlar ortaya çıkmaktadır. En büyük 1000 ABD menşeili firmanın kapsama alındığı araştırmadaki firmaların sadece 2 tanesinin en üst yöneticisinin (CEO) kadın olduğu belirtilmektedir. Dünya genelinde iş hayatına atılan kadınların artmasına rağmen, kadınların üst yönetici pozisyonlarında bir artış söz konusu olamamaktadır.
Cam tavan kavramı ilk olarak kadınların kariyer hedefleri için kullanılan bir kavramdır ve günümüzde iş hayatında engellerle karşılaşan engelliler, yaşlılar, cinsel azınlıklar gibi grupların da aynı etki ile karşılaştığını ifade etmektedir.
2010-2011 yılında Dünya Ekonomik Forumu kurucusu ve başkanı Schwab tarafından yayınlanmış olan “Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Rapor”una göre, cinsiyet ayrımcılığına dair araştırmalar neticesine dahil olan 139 ülke kapsamında Türkiye 126.sırada gösterilmektedir. Kadınların iş hayatında aktif yer alması hususunda 131. sırada, eğitime katılım bakımından 109. sırada, siyasi hayata katılım bakımından ise 99. Sırada bulunmaktadır. Bu bulgulara Türkiye’deki kadınların ekonomik ve toplumsal hayata katılımlarında engellendiği sonucunu göstermektedir.
Cam tavanı kırmak her ne kadar toplumsal ve örgütsel bir çaba gerektirse de,kişi bu sorunla baş etmeye öncelikle özgüvenini geliştirmekle başlamalıdır. Kadın yöneticiler, kariyerlerinde karşılaştıkları engellerle ve bundan dolayı cam tavan sendromuyla mücadele etmek için öncelikle kararlı, tutarlı ve hırslı olmak zorundadırlar. Yani özgüvenli olmalıdırlar. Toplum baskısından psikolojik olarakkurtulmak, bu baskının etkilerini azaltmak veya daha az çabalaması, kaygılarının üstesinden gelmesi gibi konular cam tavan konusunda, işin kişinin kendisinde biteceği anlamını taşımamaktadır. Öncelikle bu sorun, örgütsel ve toplumsal ölçekte ele alınabildiği ve çözüm yolunda birlikte çalışıldığı takdirde aşılacak bir engel olarak görülmelidir Cinsiyet ayırımcılığının sadece ayrımcılığa uğrayan gruba yönelik olmaktan çok toplumun bütününe yönelik bir sorun olduğu göz önünde bulundurularak mücadele edilmelidir.
